Giriş YapÜye Ol



Etiket Arşivi: Yks Konuları

Karışımlar Konu Anlatımı

Karışımlar Konu Anlatımı

Karışımlar konu anlatımına hoşgeldiniz. Bu konu sözel ağırlıklı bir konu olmakla beraber aşağıda verdiğimiz kavramları öğrenerek sınavlarda çıkan birçok soruyu cevaplayabilirsiniz. Kafanıza takılan soruları yorum kısmında sorabilirsiniz. gulen-surat

Bir bardak çaya iki tane kesme şeker attığımızda şeker çözünür ve bardağa baktığımızda sadece çayı görürüz. Peki 3, 4, 5 ,10, 15 tane kesme şekeri aynı bardağa atıp karışıtırırsak hepsi çözünür mü yoksa arta kalan şekerler olur mu?

Temel Kavramlar

Karışım: Birden fazla maddenin kimyasal özellikleri kaybetmeden bir araya gelmesiyle oluşan madde topluluğudur.
Homojen Karışım: Bakıldığında her tarafında aynı renge sahip karışımlardır. Tek görünümlüdür.
Heterejon Karışım: Bakıldığında tek görünüme sahip olmayan ve içindeki taneciklerin veya farklı renklerinde gözüktüğü karışımlardır. 4 ‘e ayrılır.
Süspansiyon: Katı – Sıvı karışımlardır. Örnek: Su – Kum
Emülsiyon: Sıvı – Sıvı karışımlardır. Örnek: Su – Zeytinyağı
Aerosol: Katı veya Sıvı – Gaz karışımlardır. Örnek: Spreyler
Kolloid: Bir maddenin katı üzerinde asılı kalmasıyla oluşurlar. Gözle görülemezler ancak heterojen karışımlardır. Lazer ışınıyla görülebilirler. Örnek: Boyalar
Çözelti: Bir maddenin başka bir madde içinde dağılarak, homojen karışım oluşturması olayına çözünme, elde edilen karışıma da çözelti denir.


Katı Çözelti: Çözücüsü katı olan çözeltilerdir.
Sıvı Çözelti: Çözücüsü sıvı olan çözeltilerdir.
Gaz Çözelti: Çözücüsü gaz olan çözeltilerdir.
Amalgam: Civanın metallerle yaptığı karışımlara denir. Örnek: Eskiden kullanılan diş dolguları.
Doymuş Çözelti: Çözücünün çözebileceği en fazla miktarda madde çözmesiyle oluşan çözeltilerdir.
Doymamış Çözelti: Çözücünün çözebileceği en fazla miktarda madde çözmemesiyle oluşan çözeltilerdir. Daha da madde çözebilir.
Aşırı Doymuş Çözelti: Çözücünün çözebileceği en fazla miktarda maddeden fazla miktarda madde çözmesiyle oluşan çözeltilerdir. Bir süre sonra fazla kısım dibe çöker.
Seyreltik Çözelti: Az miktarda çözünen içeren çözeltilerdir.
Derişik Çözelti: Çok miktarda çözünen içeren çözeltilerdir.
İyon – Dipol Etkileşimi: Bir iyonun polar bir molekül ile etkileşimidir.
Dipol – Dipol Etkileşimi: İki polar molekülün zıt kutuplarının birbirlerini çekmesiyle oluşur.
İndüklenmiş Dipol: İyonik halden bir anlık dipol hale geçmesine denir.
Karışımlarda Benzerlik İlkesi: Kısaca benzer benzeri çözer diyebiliriz.
Çözünürlük: Çözücünün çözücüyü maksimum çözme kapasitesine denir.
Kütlece Yüzde: 100 Gr çözücüde çözünen maddenin kütlesidir. (m/m)
Hacimce Yüzde: Sıvı – Sıvı çözünenlerde kullanılır. (V/V)   
ppm: Milyonda bir birime verilen isimdir. 
ppb: Milyarda bir birime verilen isimdir.
Osmotik Basınç: Suyun meydana getirdiği basınçtır.
Koligatif Özellik: Tanecik sayısına bağlı özelliklerdir.
Donma Noktası Alçalması: Çözeltide çözünen maddeye bağlı olarak donma noktasının alçalmasına denir.
Kaynama Noktası Yükselmesi: Çözeltide çözünen maddeye bağlı olarak kaynama noktasının yükselmesine denir.
Adsorpsiyon: Basit bir ifadeyle bir maddenin başka bir madde üzerine tutunmasıdır.
Karışımların Genel Özellikleri

  • Karışımı oluşturan maddeler kimyasal özellikleri kaybetmezler.
  • Karışımlar saf değildirler.
  • Fiziksel yollarla ayrıştırılabilirler.
  • Karışımların erime ve kaynama noktaları çözünenin derişimine bağlı olduğundan sabit değildir.
  • Karışımların öz kütleleri sabit değildir.
  • Karışımın yapısında farklı cins molekül veya atom vardır.
  • Karışımda bulunan maddelerin miktarı arasında sabit bir oran yoktur.

Bazı Karışım Ayırma Yöntemleri

  • Ayıklama: Gözle görülebilen farklı taneciklerin ayrılmasıdır. El veya farklı bir araçla yapılabilir.
  • Eleme: Farklı taneciklere sahip karışımların elek ile ayrılmasıdır.
  • Süzme: Katı ve sıvıdan oluşan karışımların ayrılmasıdır.
  • Çöktürme: Yoğunluk farkından karışımdaki maddelerden ağır olanın dibe çökmesidir. Kum – Su gibi.
  • Kristallendirme: Sıcaklığın düşürülmesiyle çözünürlüğü azalan maddenin katı olarak ayrılmasıdır.
  • Damıtma: Karışımdaki maddelerin buharlaştırılarak, ayrı yoğunluklarda ayrılmasıdır.

Formül Kağıdı

 % Kütlece Yüzde = Çözünenin Kütlesi (gram) / Çözeltinin Kütlesi (gram) x100

% Hacimce Yüzde = Çözünenin Hacmi (mililitre) / Çözeltinin Hacmi (mililitre) x100

Asitler, Bazlar ve Tuzlar Konu Anlatımı

Asitler, Bazlar ve Tuzlar Konu Anlatımı

Asit: Su ile tepkimeye girdiğinde hidrojen iyonları üreten hidrojen bileşiğidir. Hidrojen iyonları çözeltiyi asidik yapar.

Asitlerin Genel Özellikleri

  • Asitlerin tatları ekşidir.
  • Turnusol kağıdını mavi renkten kırmızı renge çevirme özelliğine sahiptirler.
  • Bazlarla tepkimeye girdiklerinde tuz ve su oluştururlar.
  • Asitler ciltle temas ettiğinde yanıcı bir his uyandırırlar.
  • pH değerleri 7’den küçüktür.
  • Asitler suda çözündüklerinde elektrik akımını iletirler.

Baz: Sulu çözeltilerinde hidroksit (OH) iyonu bulunduran maddelere denir.

Bazların Genel Özellikleri

  • pH değerleri 7’den büyüktür.
  • Bazlar Suda iyonlaşabilirler.
  • Bazlar suda çözündüklerinde elektrik akımını iletirler.
  • Bazların tatları acıdır.
  • Elde kayganlık hissi yaratırlar.
  • Turnusol kağıdını kırmızı renkten mavi renge çevirme özelliğine sahiptirler.

İndikatör: Belirteç olarakta bilinir. Herhangibir maddenin test edildiği ortamda bulunup bulunmadığı gösteren araçlara (maddelere) indikatör denir.

Bazı Kuvvetli Asit ve Kuvvetli Bazların Tepkimeleri

Bazı Kuvvetli Asitlerin Reaksiyonları
H2SO4 —————–> H+(aq) + HSO4(aq)
HClO3 —————–> H+(aq) + ClO3(aq)
HBr —————–> H+(aq) + Br(aq)
HClO4 —————–> H+(aq) + ClO4(aq)
Bazı Kuvvetli Bazların Reaksiyonları
KOH ——————-> K+(aq) + OH(aq)
RbOH —————–> Rb+(aq) + OH(aq)
Sr(OH)2 ——————> Sr2+(aq) + 2OH(aq)  (Çok çözünmez.)
Ba(OH)2 —————–> Ba2+(aq) + 2OH(aq) (Çok çözünmez.)

 

Kuvvetli asit ve bazlar bunlarla sınırlı değildir. İlerleyen konularda daha fazla örnek vereceğiz.

Bazı Asit – Baz Tanımları

Arrhenius; Suya H3O+ veren maddeler asit, OH veren maddeleri baz olarak tanımlamıştır.
Bronsted-Lowry; Proton veren madderler asit, proton veren maddeleri baz olarak tanımlamıştır.
Lewis; Bir çift elektron çifti alabilen maddelere asit, bir çift elektron çifti verebilen maddeleri baz olarak tanımlamıştır.

Asit-Baz Tepkimeleri

Hayatımızın her anında tepkimeler bizimle birliktedir. Örneğin; yemek yerken mideye inen besin önce mide asidi tarafından parçalanır. Daha sonra diğer işlemler yapılır. Mesela lavabo temizlerken de aslında birçok tepkime olur. Kısacası asitler ve bazlar biz bilsekte bilmesekte hayatımızın her yerinde ve biz bilmeden günde birçok tepkime oluşturuyoruz veya bu tepkimelere ev sahipliği yapıyoruz. Genel olarak; asitler ve bazların tepkimeye girerek oluşturdukları tuzlar suda çözünebilirler ve iyonik özelliğe sahiptiler. Asit-baz tepkimelerine ilerleyen konularda daha detaylı değineceğiz.

Bazı Kavramlar;

Nötralleşme: Asit ve bazın mol sayılarının birbirlerine eşit olmasıdır. asit ve bazlar arasındaki tepkimeler genellikle nötralleşme tepkimeleridir. Asit + Baz → Tuz + Su

pH Kavramı: pH, bir çözeltinin asitlik yada bazılık derecesini gösteren bir ölçüdür. pH derişimin eksi logaritması alınarak bulunur(asitler için). Ph 7 ise nötr, 7′ den küçükse asidik, 7’den büyükse baziktir.

Tampon Çözelti: Belli miktarda eklenilen asit veya bazın, çözeltinin pH’ ını değiştirmemesini sağlayan çözeltidir.

Aktif Metal: Asit veya su ile tepkimeye girdiğinde hidrojen gazı çıkaran maddelere denir. Örnek:Ca, Sr, Ba

Soy Metal: Altın gibi asitlerle tepkimeye girmeyen maddelere denir.

Yarı Soy Metal: Bazı asitlerle tepkimeye girip, bazılarıyla tepkimeye girmeyen maddelere denir.

Bazı Yaygın Asitler ve Yaygın Bazlar

  • Laktik asit (C3H6O3): Süt asididir.
  • Askorbik asit (C6H8O6): Portakal ve diğer turunçgillerde bulunur.
  • Malik asit: Elma asididir.
  • Sitrik asit (C6H8O7): Limontuzu olarak bilinir.
  • Asetik asit (CH3COOH): Sirke asididir.
  • Sodyum hidroksit (NaOH): Nem çekici olarak kullanılır.
  • Kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2): Kireç, çimento yapımında kullanılır.
  • Hidroklorik asit (HCI): Tuz ruhu olarak bilinir.
  • Sülfirik asit (H2SO4): Zaçyağı olarak bilinir. Boya üretiminde kullanılır.

Asit ve Bazların Fayda ve Zararları

Asit denince aklımıza kötü şeyler gelsede midemizde sindirime yardımcı mide asidi bulunur, doymamış yağ asitleri vücudumuzda kolestrolü düşürür, toprakta bulunan asitler toprak yapısını düzenlerler. Yediğimiz limonda, içtiğimiz sütte de bazı asitler bulunur. Bazları ise çok bilmesekte asitler gibi hayatımızda kullanırız. Örneğin sabun.

Tuzlar

Çift Tuz: İki basit tuzdan meydana gelen tuzlardır.
Bazik Tuz: Bünyelerinde en az bir OH iyonu bulunduran tuzlardır.
Asidik Tuz: Bünyelerinde en az bir H+ iyonu bulunduran tuzlardır.

Bazı Tuz Elde Ediliş Yöntemleri

  • Baz + Asit –> Tuz + Su
  • Metal + Asit –> Tuz + H2
  • Bazik Oksit + Anhidrid –> Tuz
  • Metal + Halojen –> Tuz
  • Metal + Baz –> Tuz + H2
  • Bazik Oksit + Asit –> Tuz + Su
  • Metal + Ametal –> Tuz

Bazı Tuzlar ve Kullanıldıkları Yerler

  • NaCI: Yemeklerde, yolların buzlanmasının önlenmesinde ve başka alanlarda kullanılır.
  • Na2CO3: Çamaşır sodası olarak bilinir ve halk arasında yaygın kullanıma sahiptir.
  • NaHCO3:  Kabartma tozu olarak bilinir ve halk arasında yaygın kullanıma sahiptir.
  • CaSO4Alçıtaşı olarak bilinir ve halk arasında yaygın kullanıma sahiptir.
  • CaCO3: Kireçtaşı olarak bilinir ve halk arasında yaygın kullanıma sahiptir.

Tuzların Bazı Özellikleri

  • Katı kristal halde bulunurlar.
  • Katı halde iken elektrik akımını iletmezler ancak sulu çözelti haline getirilirse iletirler.
  • Asit ve bazların tepkimeleri sonucu tuzlar oluşur.

Asit Yağmurları nedir ve neden oluşur?
Sanayileşmenin bir sonucu olarak yakıtların kullanımından sonra havaya bırakılan azotdioksit ve kükürtdioksit gazları belli aşamalardan sonra bulutlardaki su damlacıkları tarafından emilir. Bu emilim sonucu suyun pH’ı düşer. Bu su damlacıkları yağmurlarla ve karlarla yeryüzüne inerek toprak, bitki ve yaşam dengesini bozmaya başlarlar. Eğer yağmur suyunun pH’ı 5 ve daha düşükse o yağmur için asit yağmuru diyebiliriz. Asit yağmurları ormanlara, bitkilere, akarsu yataklarına kısacası yaşama zarar vermektedir.

Atom ve Periyodik Sistem Konu Anlatımı

Atom ve Periyodik Sistem Konu Anlatımı

Maddenin en küçük yapı taşı atomsa, atom nedir? Elektronlar ve protonlar nasıl ahenk içinde dans ediyor? Kaç atom teorisi geliştirildi?

Atom, maddenin en küçük yapı taşıdır. Atomla ilk ilgilenen simyacılar olmuştur ve günümüze kadar bu kavram gelişerek gelmiştir. Atom ve periyodik sistem konu anlatımı konusuna geçmeden önce; simya ve simyacıları, atom teorilerini 9. Sınıfın ilk konusu olan kimya bilimi konu anlatımı‘nda okuyabilirsiniz. Buradan diğer konulara geçiş yapacağız. Yani önce kimya bilimini okuyup daha sonra atom ve periyodik sistem konu anlatımı’nı okumanız daha rahat anlamanızı sağlayacaktır.

Bazı Kimya Yasaları

Kütlenin Korumunu Yasası
Tepkimeye girmeden önceki kütle, tepkimeden sonraki kütleye eşittir. Bu kütlenin korumunu yasasının temel prensibidir. Lavoisier tarafından bilim dünyasına sunulmuştur.

Katlı Oranlar Yasası
Tepkimeye giren elementlerden birinin sabit miktarıyla birleşen diğer elementin miktarları arasında tam sayılarla ifade edilen katlı orana denir. John Dalton bilim dünyasına sunulmuştur.

Bu kısımdaki bazı noktalar Kimya Bilimi Konu Anlatımında da anlatılmıştır. Ordan okuyup, burdan devam edebilirsiniz.

İdeal Gaz Yasası

Teorik olarak gazların ideal durumları hakkında bilgi veren bir eşitlikle ifade edilir. P.V=n.R.T olarak ifade edilir. İlerleyen konularda daha detaylı olarak ideal gaz denklemine değineceğiz.

Sürtünme ile Elektriklenme: Mesela bir tarağı saçımıza sürttükten sonra küçük kağıt parçalarına yaklaştırırsak, tarağın kağıdı çektiğini görürüz. Sürtünme ile elektriklenme, birbirine sürtülen maddelerin elektrik yükü kazanmasıdır.

Elektroliz: Elektrik akımı yardımıyla bir sıvı içindeki kimyasal maddelerin ayrıştırılmasıdır.

Atomik Kütle Birimi: Atom ve moleküllerin kütlelerini hesaplamak için kullanılan ölçü birimidir.

Bir elementin değerlerinin nereye yazıldığını gösteren tablo.

Bir elementin proton, nötron gibi değerlerinin nereye yazıldığını gösteren tablo.

 

Kendi Formülünü Kendin Yap

Aşağıda size verilen bilgileri kısaltarak formül haline getiriniz.

  • Kütle Numarasını; Proton Sayısı ve Nötron Sayısını toplayarak bulabiliriz.
  • Atom Numarası ve Çekirdek Yükü demek aynı şeyi ifade eder yani Proton Sayısını.
  • Nötr bir atomda Proton Sayısı ve Elektron Sayısı birbirine eşittir.
  • Proton Sayısından, Elektron Sayısını çıkarırsak Atom Yükünü buluruz.

Not: Bir atom elektron vererek yada alarak iyona dönüşür. Yüksüz bir atom;

  • Eğer elektron alırsa (-) Negatif yüklü duruma geçer ve bunlara ” anyon ” denir.
  • Eğer elektron verirse (+) Pozitif yüklü duruma geçer ve bunlara “katyon” denir.

Atom Türleri

İzotop Atomlar: Proton sayısı aynı, nötron sayısı farklı atomlardır.
İzoton Atomlar: Nötron sayıları aynı, proton sayıları farklı olan atomlardır.
İzobar Atomlar: Atom sayıları farklı, kütle numaraları aynı olan atomlardır.
Allotrop Atomlar: Bir elementin uzaydaki farklı geometrik kristallerine denir. 
İzoelektronik Atomlar: İki elementin elektron sayıları ve elektron dizilişleri aynı ise bu atomlar birbirleri ile izoelektroniktir.

Ortalama Atom Kütlesi Nasıl Bulunur?

Proton sayılarının aynı, notrön sayılarının farklı olan atomların birbirinin izotopu olduğunu öğrenmiştik. Yani bir başka deyişle proton sayıları aynı, kütle numaraları farklı olan atomlarada izotop diyebiliriz. Elementler doğada genellikle tek bir halde değil, birden çok izotopunun karışımı olarak bulunurlar. Bir elementin izotoplarının doğada bulunma yüzdeleri genellikle birbirinden farklıdır. Biz şimdi bu izotoplardan nasıl ortalama atom kütlesini bulacağımızı öğreneceğiz.

Ortalama Atom Kütlesi = (1. İzotopun Doğada Bulunma Yüzdesi)x(1. İzotopun Kütle No) (2. İzotopun Doğ. Bul. Yüz.)x(2. İzotopun Kütle No)

formülüyle hesaplayabiliriz.

Dalton Atom Modeli
Dalton’un atom kuramına göre elementler, kimyasal bakımdan birbirinin aynı olan atomlar içerirler. Farklı elementlerin atomları birbirinden farklıdır. Bu atom teorisine göre kimyasal bir bileşik, iki veya daha çok sayıda elementin basit bir oranda birleşmesi sonucunda meydana gelir.

Thomson Atom Modeli
Thomson’un ortaya koyduğu ilkeler;

  • Atom, artı yüklüdür.
  • Elektronlar bu artı madde içinde gömülüdür ve hareket etmezler.
  • Elektronların kütleleri çok küçüktür.
  • Atom, küre şeklindedir.

-Eksileri

  • Atomdaki (+) ya da (-) yükler rastgele dağıtılmamıştır.
  • (+) yükler çok küçük hacme sıkışmışken (-) yükler çok büyük hacimde çekirdek dışında yer alır.
  • Nötronlardan söz edilmemiştir.

Rutherford Atom Modeli
Güneş sistemine benzetilebilir. Bu modelin eksileri; nötronların bulunmayışı ve elektron hareketlerini tam olarak açıklayamamısıdır.

Bohr Atom Modeli
Bohr’un ortaya koyduğu ilkeler;

  • Bir atomdaki elektronlar çekirdekten belli uzaklıktaki yörüngelerde hareket eder ve bu yörüngelerdeki açısal momentumu H/2π’nin tam katlarıdır. Her kararlı halin sabit bir enerjisi vardır.
  • Herhangi bir kararlı enerji seviyesinde elektron dairesel bir yörüngede hareket eder. Bu yörüngelere enerji düzeyleri (kabukları) denir.
  • Elektron kararlı hallerden birinde bulunurken ışık yayınlamaz. Ancak, yüksek enerji düzeyinden daha düşük enerji düzeyine geçtiğinde, seviyeler arasındaki enerji farkına eşit bir ışık demeti yayınlar. ( E = Eson-Eilk )
  • Elektron hareketinin mümkün olduğu kararlı seviyeler, K, L, M, N, O gibi harflerle veya en düşük enerji düzeyi 1 olmak üzere, her enerji düzeyi + bir tam sayı ile belirlenir ve genel olarak “n” İle gösterilir. (n: 1,2,3 …)

Modern Atom Teorisi
Günümüzde kabul gören teoridir. Bu teoride elektronun bulunma olasılıkları yüksek olduğu orbitaller üzerinden ilerlemiştir.

– Her model bir sonrakine az veya çok bir katkı yaparak ilerlemiştir. –

İlk Bilmemiz Gereken Şey;
Sizce kimyada başarılı olmak istiyorsak ve birçok soruyu çözmek istiyorsak öncelikle bilmemiz gereken şey nedir? Bir sürü şey olabilir ancak bunlardan bir tanesi kesinlikle atomların elektron dizilişidir. Bir atom bize verildiğinde sorusuna göre öncelikle elektron dizilişini yapmalıyız.
Bunun için öncelikle dizilişi bilmemiz gereklidir.

1s2 2s2 2p6 3s2 3p6 4s2 3d10 4p6 5s2 4d10 5p6 6s2 4f14 5d10 6p6 7s2 5f14 6d10 7p6

Örnek:

S = 1s2 2s2 2p6 3s2 3p4

Mg = 1s2 2s2 2p6 3s2

Atom Numaraları: (Mg=12) (S=16)

Nasıl Yaptık? 1s2 2s2……. ile başlayan dizilişi öğrendik. Bu dizilişin ilk başlangıcını ele alarak açıklarsak; 1 ve 2’ye başkuantum sayısı, üst kısımdaki 2’ler değerlik elektron sayısını, sondaki s ‘ler (s,p,d.f de olabilir) bize atomun grubunu belirtir. Bu kısa bilgiden sonra dizilime devam edersek;

Mesela Magnezyum. Atom numarası 12. Yukarıdaki kalıp dizilişi aklımıza getirdik ve üst indiste yazılan değerlik elektron sayılarından saymaya başladık. Ulaşmamız gereken sayı 12. 1s2 yazdığımızda bize gereken 12’den 2 tanesini yazmış olduk. 2s2 ile devam edersek 4 oldu ve sonra 2p6 3syide ekleyerek 12’ye ulaştık. Yani sabit dizilimi öğreniyoruz ve bize verilen elementleri atom numaralarına göre yazıyoruz.

Periyodik Sistem

Periyodik sistemin tarihsel gelişimi kimya bilimi konu anlatımında  detaylı olarak anlatılmıştır. Oradan bilgilerinizi tazeleyebilirsiniz.

Periyodik Tabloda Bilmemiz Gereken Kavramlar

Grup: Periyodik tabloda yukarıdan aşağıya doğru olan sütunlardır.
Periyot: Periyodik tabloda soldan sağa doğru giden satırlardır.
Metaller: Yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, şekillendirmeye yatkın, katyon oluşturma eğilimi yüksek, oksijenle birleşerek çoğunlukla bazik oksitler veren elementlerdir.
Soy Metaller: Nemli havada aşınma ve yükseltgenmeye karşı dirençli metallerdir.
Yarı metaller: Metallerle tepkime verirken ametal, ametallerle tepkime verirken de metal gibi davranırlar.

 Örnekler:

Yarı Soy Metaller: Ag (Gümüş) – Hg (Civa) – Cu (Bakır)
Soy Metaller: Pt (Platin) – Au (Altın)


Ametaller: Isıyı ve elektrik akımını hiç iletmeyen elementlerdir.
Soy Gazlar: 8A grubu elementleridir.

Atom Yarıçapı: Küre şeklinde olduğu düşünülen atomların büyüklüklerini ölçmekte kullanılan bir niceliktir. Bu nicelik atomun çekirdeği ile elektron bulutu arasındaki mesafeyi gösterir.

İyonlaşma Enerjisi: Gaz halindeki bir atomdan bir elektron uzaklaştırabilmek için gerekli enerji miktarıdır. Birimi kilojoule’dur. kJ.mol-1

Elektron İlgisi: Bir atomun elektron alıp almama isteğidir. Periyotlarda sağdan sola, gruplarda aşağıdan yukarıya doğru artar.

Elektronegatiflik: Bir atomun başka bir atomdan elektronları kendisine çekme gücüdür. En elektronegatif element Flor ‘dur ve değeri 4 ‘tür. Periyotlarda sağdan sola, gruplarda aşağıdan yukarıya doğru artar.

Kısa ve Hatırlatıcı Bilgiler
Yatay Sıralara Periyot denir.
Düşey Sıralar Grup denir.
Periyodik tabloda ilk sutün 1A grubudur, son sutün ise 8A grubudur.
A grubu elementleri s ve p, B grubu elementleride d ve f bloklarında yer alırlar.
Periyodik Cetvelde Yer Bulma Nasıl Yapılır?
* Bize verilen elementin elektron dizilişi yapılır. (Biraz üstte öğrenmiştik.) Bu dizilişte;

  • Değerlik elektron sayısı bize grubu,
  • Baş kuantum sayısı bize periyodu verir.
  • Elektron dizilişi s ve p ile bitenler A grubu elementidir. Elektron dizilişi d ve f ile bitenler ise B grubu elementidir.

Periyodik Tablonun Bazı Özellikleri

Periyotların Özellikleri

  • Başkuantum sayıları aynı olan farklı elementler aynı periyotta yer alırlar.
  • Bir periyotta bulunan tüm elementlerin kimyasal ve fiziksel özellikleri periyotları aynı olsada farklıdır.
  • Periyodik tabloda toplam 7 periyot vardır.

Grupların Özellikleri

  • Toplam 16 tane grup vardır. Bunların 8 tanesi A, 8 tanesi B grubudur.
  • Değerlik elektron sayıları aynı olan farklı elementler aynı grupta yer alırlar.
  • Bir elementin değerlik elektron sayısı bize onun grubunu verir. (Yukarıda anlatmıştık.)
  • Bir grupta bulunan tüm elementlerin kimyasal ve fiziksel özellikleri benzerlik gösterebilir.
  • Aynı grupta yukarıdan aşağıya doğru atom yarıçapları artar.

1A Grubu (Alakali Metaller) Özellikleri

  • Değerlik elektron sayıları 1’dir.
  • Alkali metaller en aktif metallerdir.
  • Bileşik yapmaya istekleri fazladır.
  • Isı ve elektriği iyi iletirler, levha haline getirilebilirler.
  • Bileşiklerinde +1 değerlik alırlar.
  • Grup Üyeleri: Li, Na, K, Rb, Cs, Fr

2A Grubu (Toprak Alkali Metaller) Özellikleri

  • Bileşiklerinde +2 değerlik alırlar.
  • Isı ve elektiriği iyi iletirler.
  • 2A grubunun tamamı metaldir.
  • Grup Üyeleri: Be, Mg, Ca, Sr, Ba, Ra

3A Grubu (Toprak Metaller) Özellikleri

  • Grubun üyesi Bor ametaldir. Diğerleri metaldir.
  • Değerlik elektron sayıları 3’tür.
  • Grup üyesi Alüminyum amfoterdir.
  • Grup Üyeleri: B, Al, Ga, In, Tl, Uut

4A Grubu Özellikleri

  • Grup Üyeleri: C, Si, Ge, Sn, Pb, Fl
  • Değerlik elektron sayısı 4’tür.
  • Grubun en önemli üyesi karbondur. (C ile gösterilir.)
  • Karbon elementi organik kimya alanının temelini oluşturur.

5A Grubu Özellikleri

  • Grup Üyeleri: N, P, As, Sb, Bi, Uup
  • Değerlik elektron sayıları 5 ‘tir.
  • N ve P en önemli elementleridir.

6A Grubu Özellikleri

  • Grup Üyeleri: O, S, Se, Te, Po, Lv
  • Değerlik elektron sayıları 6 ‘dır.
  • En önemli üyesi oksijendir.

7A Grubu (Halojenler) Özellikleri

  • Değerlik elektron sayıları 7 ‘dir.
  • Aktifliği en yüksek ametallerdir.
  • Grup üyesi Flor en elektronegatif elementtir.
  • Grup Üyeleri: Fl, Cl, Br, I, At, Uus

8A Grubu (Soygazlar) Özellikleri

  • Değerlik elektron sayıları 8’dir. (Helyum hariç.)
  • Grup üyeleri kararlı elementlerdir.
  • Diğer gruplardaki elementler soygazlara benzemeye çalışırlar. Bunun sebebi kararlı olmak istemeleridir.
  • Tek atomlu ve oda şartlarında gaz halinde bulunurlar.
  • Grup Üyeleri: He, Ne, Ar, Kr, Xe, Rn

Metal ve Ametal Kavramları

Metal: Yüksek iletkenliği olan, şekil almaya yatkın, kendine has parlaklığı olan elementlerdir.

Ametal: İletkenliği olmayan ve mat görünümlü elementlerdir.

Aktif Metal: Reaksiyona girme eğilimi fazla olan metallere denir.

Metallerin Özellikleri

  • Tel ve levha haline getirilebilirler.
  • Oda sıcaklığında katıdırlar. (Civa hariç)
  • Isıyı iletirler.
  • Elektriği iletirler.
  • Parlak, ışığı yansıtan bir görüntüleri vardır.
  • Erime noktaları yüksektir.
  • Kaynama noktaları yüksektir.
  • Elektron vermeye eğilimlidirler.

Ametallerin Özellikleri

  • Birkaç tanesi hariç elektrik ve ısıyı iletmezler.
  • Mat görünümleri vardır.
  • Tel ve levha haline getirilemezler. Kırılgan yapıları vardır.
  • Kaynama noktaları düşüktür.
  • Erime noktaları düşüktür.
  • Elektron almaya eğilimlidirler.
  • Ametaller kendi aralarında kovalent bağlı bileşik oluştururlar.

Aktif Metallere Örnekler; Na, K, Ba, Ca, Li, Sr

Uzun bir konu anlatımı oldu, umarım sizlere faydalı olmuştur. Yorum yaparak konu anlatımının gelişmesine yardımcı olabilirsiniz.

Hiç merak ettiniz mi?
Elektron dizilişlerindeki s, p, d, f harfleri neyi ifade ediyor?

Kimya Bilimi Konu Anlatımı

Kimya Bilimi Konu Anlatımı

Kimya nedir? Simya’dan Kimya’ya kadar geçen uzun zamanda neler oldu? Hayatımız gerçekten kimya mı? Kimya’ya ilk adımı atmaya hazırmısınız? 

Kimya; maddenin özelliklerini, bileşimini, yapısal özelliklerini ve maddelerin birbirleriyle verdiği reaksiyonları inceleyen bilim dalıdır. Kimya bir temel bilimdir. Kimyanın gelişimi Simya ile başlamıştır.

Simya Öncesi Dönem
Simyanın bilinen tarihi Antik Mısır zamanında başlamış ve yaklaşık MÖ 2000’li yıllarda Mısırlılar’ın kokulu tozlar ürettikleri iddia edilmiştir. Daha sonra MÖ 1700’lü yıllarda Babiller altın, gümüş, civa, demir, kurşun gibi metalleri tanımlamış ve bu metalleri adlandırıp bunlara semboller vermişlerdir. Daha sonraki zamanlarda özellikle Yunan filozofları maddeler ve simya hakkında çeşitli fikirler ortaya koymuşlardır.


Simya Dönemi
Bu dönemin başlangıcı yaklaşık MÖ 300’lü yıllardır. Bu dönemde simyacıların birçoğu ucuz metalleri altına çevirecek felsefe taşını bulmak için zaman harcamışlardır. Aristotales ‘in dört element teorisi bu dönemde ortaya çıkmıştır.

Aristotales ‘in dört element teorisi; tüm maddelerin ateş, hava, su ve topraktan oluştuğunu öne sürmesidir.

Tarihler biraz daha ilerlediğinde ki bu yaklaşık MS 1300’ü yıllara denk gelmektedir; simya tüm kıta Avrupasında yaygın bir hale gelmiştir. Simya döneminde bu işle uğraşan simyacılar denemeleri, araştırmaları aracılığıyla birçok laboratuvar tekniği geliştirmiş ve bazı laboratuvar aletlerini üretmişlerdir.
İnişli çıkışlı ve sonuçsuz altın çevirme denemelerinden sonra Robert Boyle 1661 yılında The Sceptical Chymist ‘i yayımlamış ve Aristotales ‘in dört element teorisini reddetmiştir. Bu kitap aslında simya döneminin bittiğini ve yeni bir çağa girildiğinin habercisi olarak görülebilir.

Simya’dan Geleneksel Kimya’ya Geçiş
Bu dönem 17. yüzyılın sonlarına denk gelmektedir. Bu dönemde J. J. Becher yanma ile ilgili Phlogiston teorisini geliştirmiştir. Bu teori 18. yüzyılın büyük bir kısmında kabul görmüştür. 1787 ‘de Coulomb kendi adıyla özdeşleşen benzer yüklerin birbirini ittiğini açıkladığı kanunu bulmuştur. Daha sonraki zamanlarda Phlogiston teorisi Lavoisier tarafından çürütülmüştür. Bu dönemde John Dalton atom ve elementlerle ilgili bazı ilkeler ortaya koymuştur, John Dalton ‘un bu teorisi modern kimyanın ilk basamağına geçişin habercisi olarak kabul edilebilir.

Modern Kimya Dönemi
Modern kimya dönemi 19. yüzyılda başlamış ve günümüze kadar gelişerek gelmiştir. Günümüzde hala devam eden bilimsel çalışmalar neticesinde hergün yeni bir bilgi keşfedilmektedir. Kimya ilerleyen zamanlarda daha da gelişecek bir bilim dalıdır. Modern kimyanın bazı alt dalları vardır. Bunlar; Analitik Kimya, Biyokimya, Anorganik Kimya, Organik Kimya, Fizikokimya olarak gösterilebilir.

Kimyanın Sembolik Dili
Yeryüzünde belkide milyonlarca farklı madde vardır. Bilinmeyenlerin dışında şuan bizim bildiklerimizin sayısı oldukça fazladır. Belli bir zamandan sonra bu maddelerin sınıflandırılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mesela element; kendinden daha küçük yapılara ayrıştırılamayan yapı demektir. Bileşikler; farklı elementlerin birleşmesinden oluşurlar. Bu birleşmelere veya ayrılmalara reaksiyon(tepkime) denir.

Elementlerin Sınıflandırılması
Kimyacılar, elementleri hep farklı şekillerle ifade ettiler. Ancak bunun bir sistematiği yoktu ve bu başka bilim insanlarının birbirini anlamasında güçlük çıkarıyordu. 1814 ‘te Berzelius isimli kimyacı bir sistem geliştirdi ve bu sistem günümüzde de kullanılmaktadır. Bu sisteme göre elementin ilk iki harfi o elementin sembolü oluyordu. Berzelius ‘tan önce bileşik adlandırmalarıda bir sıkıntıydı çünkü herkes farklı bir gösterim kullanıyordu. Bu sebebten Berzelius kimyaya büyük bir katkı yapmıştır.

> İyonik Bileşiklerde Adlandırma

İyonik Bileşikleri Adlandırma Kuralları
1) Formüldeki pozitif yükler toplamı negatif yükler toplamına eşit olmalıdır.
2) Eğer bileşik yanlızca iki elementten oluşuyorsa önce katyon adı, sonra anyonun adı yazılır.
3) Katyon adı genellikle elementin adı olur, anyon adı ise genellikle elementin sonuna -ür eki getirilerek oluşturulur.
4) Bazı bileşikler ikiden fazla elementten oluşabilir. Bu durumlarda anyon veya katyon köktür. Böyle bileşikleri adlandırmak için bazı kökleri bilmemiz gerekmektedir.

Detaylı örnekler için tıklayınız.

> Kovalent Bileşiklerde Adlandırma

Kovalent Bileşikleri Adlandırma Kuralları
1) Kimyasal formüldeki elementlerin sayısının yazılması gerekir.
2) Adlandırma yapılırken önce birinci elementin sayısı, sonra elementin adı, sonra ikinci elementin sayısı ve adı yazılır.
3) Sayılar Latince olarak yazılır. Latince Sayılar; 1-mono, 2-di, 3-tri, 4-tetra, 5-penta, 6-hekza, 7-hepta, 8-okta, 9-nona, 10-deka.
4) Bileşikte eğer ikiden fazla element varsa bu adlandırma sistemi genellikle kullanılmaz. Bu kısmı Organik Kimya kısmında daha detaylı işleyeceğiz.

Örnek:
CO2 bileşiği karbondioksit olarak adlandırılır.

Birinci elementin yani karbonun sayısı yok o yüzden atlıyoruz sonra birinci elementin adını, ikinci elementin latince sayısını ve ikinci element olan oksijenin adını yazıyoruz.

Detaylı örnekler için tıklayınız.

Güvenliğimiz ve Kimya
Kimyasal maddeler hayatımızın her yerinde. Onlarla her yerde etkileşim kurabiliriz. Elimizi yıkarken, duş alırken, evimizi temizlerken bile kimyasal maddeleri kullanırız. Günlük hayatta kulandığımız sabun, diş macunu, şampuan, makyaj malzemeleri gibi kimyasallar zararlı olmasada hayatımızda pek çok zararlı kimyasal vardır. Örneğin; günlük hayatta tuvalet ve banyo temizliğinde kullanılan tuz ruhu oldukça zararlıdır. Sadece teması değil solumakta tehlikelidir. Hayatımızda her an herşey olabilir, mesela yanlışlıkla zararlı bir kimyasala dokunabiliriz ya da yanlışlıkla zararlı bir kimyasal içebiliriz. (ALLAH korusun.) Bu gibi durumlarda ne yapacağımızı bilmek, panik yapmamak en önemli kurallardır. Çünkü panik yaparsak doğru düşünemeyebiliriz ve zararın etkisini azaltmak yerine çoğaltabiliriz. Bu yüzden kimyasal maddelerle nasıl yaşayacağımızı, neyin zararlı neyin zararsız olduğunu bilmemiz ve acil bir durumda ne yapacağımızı öğrenmemiz gerekmektedir. Güvenliğimiz ve Kimya konusu bu yüzden hem dersimiz için hemde günlük hayatımız için önemli bir konudur.

Kimyasal Maddelerin Üzerinde Bulunan Açıklayıcı İşaretler

Kimyasal Maddelerin Üzerinde Bulunan Açıklayıcı İşaretler

Kimyasal Madde Zarar Grupları

1. Resim: Patlayıcı Madde Sembolü
Patlayıcı maddeler, ekzotermik olarak reaksiyona giren kimyasallardır. Bu maddeler ateşten, ısıdan, darbeden veya sürtünme yoluyla tepkimeye girebilir ve patlayabilirler. Bunu önlemek için bu sembölü gördüğümüzde o maddeyi ısıdan, ateşten, darbe almasından uzak tutmalıyız.
2. Resim: Parlayıcı Madde Sembolü
Bu sembol maddenin, yanıcı maddeler ile reaksiyona sokulursa parlayabileceğini yani alev alabileğini gösterir. Bazı maddelerde başka bir madde olmadan bile havadaki oksijenin varlığıyla alev alabilir. Bu yüzden bu sembolü gördüğümüzde çok dikkatli olmalıyız.

3. Resim: Kolay Alevnen Madde Sembolü
Parlama noktası 21 C’nin altında olan maddeleri gösterir. Bu tür maddeleri ateş ve diğer ısı kaynaklarından uzak tutmalıyız.

4. Resim: Çok Zehirli Madde Sembolü
Soluma, yutma, deriye temas durumlarında sağlığa zarar verici hatta öldürücü maddeleri gösterir. Bu tür maddelerin vücutla teması engellenmelidir. Koruyucu önlemler alınmalıdır. Yanlışlıkla temas edilirse acilen tıbbi yardım alınmalıdır.

5. Resim: Tahriş Edici Maddeler Sembolü
Deriyle temas halinde cildi tahriş eden maddeleri gösterir. Bu tür maddelerle temastan kaçınılmalı ve koruyucu önlemler alınmalıdır.

6. Resim: Aşındırıcı Madde Sembolü
Temas halinde canlı dokulara zarar veren maddeleri gösterir. Gözleri, deriyi, kıyafetleri korumak için önlem alınmalıdır.

7. Resim: Çevreye Zararlı Madde Sembolü
Bu tür maddeler, maddenin çevreye uzun ya da kısa sürede zarar verebileceğini gösterir. Bu risk göz önüne alınarak bu tür maddelerin toprak ve çevreyle teması engellenmelidir.

Burda anlattıklarımız dışında bazı semboller daha bulunmaktadır. Burdakiler en genel işaretler olarak değerlendirebileceğimiz sembollerdir. Diğer sembolleri merak ederseniz internetten araştırabilirsiniz.

Laboratuvar Güvenlik Sembolleri

Kimya deyince ilk akla gelenlerden biri laboratuvardır. Laboratuvarlar kimyacıların çalışma alanıdır. Sizde öğrenciyken deneylerinizi laboratuvarda yaparsınız. İleride üniversitede okuyacağınız bölümle ilgili olarak laboratuvarlarla içli dışlı olabilirsiniz. Sizlere burada bazı laboratuvar güvenlik sembolleri ve açıklamalarını göstereceğiz.

Laboratuvar Güvenlik Sembolleri

Laboratuvar Güvenlik Sembolleri

1. Resim: Canlı Hayvan Sembolü
Bu sembol daha çok biyoloji laboratuvarlarında kullanılır ve deneyde veya içeride canlı hayvan bulunduğunu ve dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

2. Resim: Kesici Alet Sembolü
Bu sembol, kesici aletlerin kullanılacağını ve dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

3. Resim: Isıtıcı Sembolü
Bu sembol ısıtıcı veya bir alev kaynağı kullanılacağını ve dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

4. Resim: Cam Malzeme Sembolü
Deneyde cam malzemelerin kullanılacağını ve dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

5. Resim: Kimyasal Madde Sembolü
Deneyde kullanılacak maddelerin kimyasal özelliklerinin bilinmesi ve dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

6. Resim: Elektrik Kullanımı Sembolü
Bu sembol laboratuvarda kullanılan elektrikli aletlerin güvenli bir şekilde kullanılması gerektiğini gösterir.

7. Resim: Göz Koruma Sembolü
Bu sembol laboratuvarda deney sırasında oluşabilecek buhar, toz veya göze sıçrayabilecek herhangibir madde için gözümüzü korumamız gerektiğini ve gözlük kullanmamız gerektiğini gösterir.

8. Resim: Yangın Sembolü
Laboratuvarda çıkabilecek bir yangında dikkatli ve sakin olmamızı gösteren semboldür.

Güvenliğimiz ve Kimya konusunda önce kimyasal madde işaretlerini sonra da laboratuvar güvenlik sembollerini öğrendik. Kimya bir hayattır. Hayatımızın her yerinde kimya kendine az veya çok bir yer bulmuştur. Kimyasal maddeleri tanımak ve onların nasıl kullanılacağını bilmek, aksi bir durumda nasıl davranılacağını öğrenmek, hem okul hayatında hemde tüm hayatınızda size yardımcı olur. Her zaman her riski göz önünde bulundurun.

 

İyonik ve Kovalent Bileşik Adlandırma Örnekleri için tıklayınız.